Yazılar  

  • Belgin Usanmaz 06.03.2012  

    SUN TZU’NUN “SAVAŞ SANATI”NA GÖRE MARKA STRATEJİLERİ 

    Ünlü Çinli filozof Sun Tzu tanıyor musunuz bilmiyorum, ama eğer bugünün iş dünyası içindeki bitmek bilmeyen rekabet içinde bir rolünüz varsa , gerek kişisel, gerekse uluslararası çekişme ve mücadele içindeyseniz  ve de Marka TR’de dergisinin mutlak takipcisiyseniz artık bu usta savaş sanatçısı ile tanışma zamanınız gelmiş diyebilirim.

    Kim bu Sun Tzu, ne söylemi varmış, filozofluğu nereden gelmiş olabilir ? diyorsanız eğer ,hazır olun şimdi  sizi bu usta filozofla tanıştıracağım, tanıştıracağım ki sizde  iş hayatında “yenilmez olabilmek,savaşsız zafer kazanmak,savaş ve rekabetin fiziğinin,psikolojisinin  ve politikasının doğru analizi ile rakiplere karşı üstünlük kazanmanın yollarının neler olduğunu öğrenmeye ve tanımlamaya çalışın.

    Sun Tzu, günümüzden yaklaşık olarak 2500 yıl önce yazılmış Savaş Sanatı adlı eserin yazarıdır. Bu eser, savaş stratejileri tarihinin en prestijli  ve etkileyici eseridir. Bu yapıt, askeri savaşlara yol gösterdiği kadar, çağımızın varolma,  güçlenme çabasına olan özel / tüzel kişiliklerin, ekonomik, saygınlık, sanayi savaşlarında da yol göstermektedir.  Kitap büyük bir dikkatle okunarak değerlendirildiğinde bugünkü acımasız iş yaşamında hemen her zaman benzer koşullarla karşılaşılabileceği görülecek ve Sun Tzu’nun derslerinin pratik kullanımının uygulama becerisine sahip işadamlarına sağlayabileceği yararlar kolaylıkla bulunacaktır. Tüm strateji uzmanları için bir kaynak yapıt özelliği taşıyan bu en eski “Savaş Sanatı”nı, gelin isterseniz “Mücadele Kavramı Altında Marka Stratejileri” başlığı altında birlikte incelemeye başlayalım ve Çinli filozofun savaş kuramlarıyla, markanın belirlenmesi, tutunmasında, rekabet alanında güçlü durabilmesiyle daha da ötesi marka savaşında başarı kazanmasının ne denli örtüştüğünü birlikte görelim ve bu yapıtın genel geçer kuralları günümüze uyarlandığında, rekabet pazarında uygulanabilecek kuralları ve stratejilerini yine birlikte ortaya çıkaralım.

    Yazının devamı »

    Yorum yok yazı 366 defa okundu.
     
  • Ardan Ergüven 06.02.2012  

    Reklamcılık Yaşantım ve Bilimsel Reklamcılık 

    Bazı kitaplar bilinen gerçekleri söylemek için yazılır. Bu her zaman sıkıcı ama yararlı bir yöntemdir. Yaşadığı dönemin en başarılı reklamcılarından biri olan Claude C. Hopkins’in “Bilimsel Reklamcılık” ve “Reklamcılık Yaşantım” başlıklı kitapları  reklamcılığın gerçeklerini vurguluyor. 1923 ve 1927′de basılan bu kitaplar uzun bir süre önce yazılmış olmalarına rağmen bu işin bazı kurallarının değişmediğini gösteriyor.

    Reklamcılık alanında günümüzde bile başvurulabilecek özellikler taşıyan bu kaynaklar “Reklamcılık Yaşantım ve Bilimsel Reklamcılık” adı altında Mustafa K. Gerçeker’in çevirisiyle 1996′da Türkçe’ye kazandırılmış. Yapı Kredi Yayınları tarafından 2007′de 3. baskısı yapılan çalışma, reklamcılığın unutulabilen doğrularını hatırlatması bakımından önemini korumaya devam ediyor. Hopkins’in kısa, basit ve keskin cümleleri oldukça dikkat çekici.

    Bu yazının konusu reklam alanında çalışan profesyoneller ve reklamverenler için kitap içinde yer alan söylemleri bir kez daha gündeme getirmek. Aşağıdaki notlardan fazlasını merak edenler kitabın kendisini okuyabilirler.

    Notlar: Yazının devamı »

    Yorum yok yazı 263 defa okundu.
     
  • admin 27.01.2012  

    PROAKTİF KARİYER PLANLAMASI 

    FARUK ŞENER’DEN PAZARLAMACI GÖZÜYLE KARİYER ÖNERİLERİ

    Günümüzde iş yaşamı ciddi şekilde değişiyor. 20 yıl önceye göre bu değişimlerin kimisi çalışanlar için pozitif iken kimisi negatiftir. İş hayatının başında olan kişilerin önlerindeki  5-10-15 yıl sürelerde neler yaşayabileceklerini bilmeleri kariyerlerini planlamalarında ciddi katkıda bulunacaktır.
    Günümüzde, 20 yıl önceye göre ne değişti,
    •    Genç ve çalışma döneminde olan nüfus arttı.
    •    Üniversite mezunu sayısı arttı.
    •    Ülkemiz bir tarım toplumundan sanayi toplumuna dönüştü.
    •    Hayat artık şehirlerde
    •    Şirketler iş yaşamının en önemli parçası.
    •    İrili ufaklı çok sayıda şirket var.
    •    Şirket hayatı önemli bir çalışma şekli olarak yerini aldı.
    •    Özel sektör maaşları ile kamunun maaşları artık aynı.
    •    Artık iyi bir üniversite mezunu olmak , MBA yapmak, dil bilmek yeterli değil.
    •    Fakat bunlarsız da olmuyor.
    Yazının devamı »

    Yorum yok yazı 551 defa okundu.
     
  • Güven Borça 19.01.2012  

    Şampiyonluk Sözü Vermek 

    Genelde futbol yazmamaya, yazsam da marka alanında kalmaya çalışırım. Ama bazen illa ki söylemem gereken şeyler oluyor. Bu yazı da onlardan. Önce tedbirimi alayım, sonra isteyen yine küfretsin. Eşim ve ailesi Fenerbahçelidir. Kadıköy’de büyüyorlar, muhite uyumlu olsunlar diye iki çocuğumu da Fenerli olmaya teşvik ettim. Aykut Kocaman Türk futbolunda en sevdiğim adamdır. Ben EsEs’liyim.

    Yazının devamı »

    1 Yorum yazı 487 defa okundu.
     
  • admin 26.12.2011  

    MARKA KONFERANSI NOTLARI (Belgin Usanmaz) 

    15-16 ARALIK 2011 Swiss Otel-İSTANBUL

    Konferansın Konu Başlıkları

    -Moda -Perakende

    -Endüstriyel Tasarım-Lifestyle

    -Online Marketing-Sosyal mecralar

    -Sürdürülebilir marka olmak-Değişen marka yönetim dinamikleri

    Konferanstan Kısa Kısa…

    • Marka Konferansı, dünyadaki değişimi aynı hızla takip etmekle beraber,yükselen Türkiye markalarının artan bölgesel gücü ve sorumluluklarına gore tasarlanmış, gelecekteki rekabet gücünü maksimize edecek altyapıyı sunan bir platform hedefini koyarak her geçen yıl devrim yaratacak nitelikte yeniliklere imza attı.
    • Konferansın bu yıl iki ayrı teması vardı:

    Yazının devamı »

    Yorum yok yazı 576 defa okundu.
     
  • Güven Borça 19.11.2011  

    Annemden Duyduklarım, Babamdan Gördüklerim 

    Annemden Duyduklarım
    Annem öğüt verendir. Başta kendi çocukları olmak üzere herkes için iyi şeyler düşünen ve doğruları söyleyen insandır. Durumu ve psikolojiyi iyi süzerek kişiye uygun yönlendirmelerde bulunur. Sabırlıdır, kızmaz, bağırmaz. İşte annemin elli yıldır tekrarladığı sözlerden öne çıkanlar:
    1. “Önce vazife, sonra eğlence” lafı açık ara bir numaradır. Hayat sadece çalışmakta ibaret değildir. Ancak, eğlenebilmek için önce vazifeleri yerine getirmek gerekir.
    2. “İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir” sözü de onu takip eder.
    3. “Allah kırık kalpler arasındadır” diyerek üzüntülerden umut çıkarmanın, karamsarlığa kapılmamanın yolunu bulmuştur.
    4. “Kendine ait olmayan bir şeyi alırsan acısı başka yerden çıkar” diyen annem yolda para bulsak dahi aldırmaz, alınmışsa attırır.
    5. “Baba her zaman kızının arkasında olmalıdır”. Çünkü kızların hayat boyu babasından cesaret aldığını düşünür, babasını çocuk yaşta kaybetmiş olan annem.
    6. Öte yandan, “erkek çocuğa doğrular anlatılır ve biraz özgür bırakılır ki öz güveni gelişsin” diye öğütler.
    7. “Roman hayat boyu taşıdığımız bir aynadır” der, Sthendal’dan alıntı olacak. Okumayı, özellikle de romanı teşvik eder.
    8. Çizgi romanlar, içi boş çizgi filmler, doğal olmayan yiyecekler, içki gibi zararlı alışkanlıklara karşı sürekli uyarıcıdır ama yasakçı değildir. Sabırla bunların az tüketilmesini tavsiye eder.

    Babamdan Gördüklerim:
    Babam örnek olandır. Neredeyse hiç öğüt vermez. Kimsenin işine karışmaz gibi görünür ama çevresine fayda sağlamak için didinir. Laf değil iş üretir. Girişimci, yenilikçi, yaratıcı bir iş adamıdır. İşte babamdan gördüklerim:
    1. İş her şeyden önce gelir. İşten kalan tüm vakit aileye ayrılır; evli adamın bekar hayatı, gece hayatı yoktur.
    2. Herkesin yaptığını yapmaktansa, yeni gelişecek alanları keşfetmek gerekir. Herkesin yaptığı işte başarılı olmak için bazı sınırları zorlamak gerekebilir.
    3. Yaratıcı ve çalışkan isen makul bir hayatı yaşayacak parayı çalıp çırpmadan, kimsenin hakkını yemeden kazanabilir, vergini verebilirsin.
    4. Çocukların görgü ve bilgisi gezerek artar, çocukları imkan elverdiğince seyahate çıkarmak gerekir.
    5. Her gün düzenli gazete okunur ve haberler izlenir. Gündemden kopulmaz.
    6. Haftada en az bir kez dışarıda ailece yemek yenir, her yıl en az iki hafta deniz tatili yapılır.
    7. Orta sondan itibaren her yaz babamın işyerlerinde tam mesai çalıştım. Lise bitene kadar yazıhaneye sokmadı. Çıraklarla beraber çuval taşıdık, kamyon indirdik, servise çıktık. İyi oldu.
    8. Babamın belki de tek öğüdü, otuz yaşımdan sonra kendimden en az yedi yaş küçük bir kadınla evlenmemdi. Onu tuttum. Memnunum.
    Bir inanca göre insanlar bu dünyaya gelmeden önce ebeveynlerini seçiyormuş. Bana uyuyor. Hatta öbür alemde bizimkileri buluşturmak için bir şeyler yapmış bile olabilirim.

    Yorum yok yazı 330 defa okundu.
     
  • Güven Borça 11.10.2011  

    Otomobil Markamız Olmaz ama Alt-Markamız Olabilir 

    Devrim otomobilleri projesinde ısrar edilseydi bugün küresel rekabet gücüne sahip bir markamız olur muydu bilmiyorum. Şahsen pek ihtimal vermiyorum. Başlarda ısrar edilse bile muhtemelen arada bir yerde havlu atardık. Elli sene bizim memlekette uzun bir süre. Yine de Arçelik gibi küresel şirketler çıkarabilmiş bir ülke, çok istese bunu da başarabilirdi.
    Peki bugün gelinen noktada tamamen bağımsız bir yerli otomobil markası çıkarma ihtimali var mı? Yok. Tabii ki birileri kafaya koyarsa çok hoş bir tasarıma sahip kaliteli bir otomobil üretir. Ancak arkası gelmez çünkü günümüzde sürdürülebilir ticaret için gereken ölçek çok büyüdü.

    Yazının devamı »

    1 Yorum yazı 530 defa okundu.
     
  • Belgin Usanmaz 06.10.2011  

    SÜRDÜRÜLEBİLİR MARKA ŞEHİR:İZMİR 

    Siemens sponsorluğunda, Capital ve Ekonomist dergileri ile GfK Türkiye tarafından düzenlenen “Sürdürülebilir Marka Şehirler Geleceğe Hazırlanıyor” toplantısı, 4 Ekim’de İzmir Swissotel Grand Efes’de gerçekleştirildi. “Sürdürülebilir Marka Şehir: İzmir” toplantısı, başta İzmir Valisi Sayın Mustafa Cahit Kıraç ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu olmak üzere şehrin kamu, sanayi ve ticaret dünyasından önemli isimlerini bir araya getirdi.

    Yazının devamı »

    Yorum yok yazı 395 defa okundu.
     
  • Güven Borça 08.09.2011  

    Oyun Kurmak 


    Üç sene önce Anadolu’lu orta boy bir gıda üreticisi müşterim için yepyeni bir konsept ve ürün geliştirdik. Kültürümüzde benzeri olan bir yiyeceği daha sağlıklı ve daha lezzetli bir formda pazara sunacağız. Tüketicinin bu haliyle bilmediği yeni ürünü anlatmak ve tutundurmak için ciddi bir pazarlama çabası gerekiyordu. Planımızı satış ekibine sunduktan sonra biri kalkıp “Güven hocam, bizim sektörde bu tür işleri Unilever, Danone filan yapar” dedi ve bizim çapımızın buna yetmeyeceğini ima etti. Ben de ona pazarlamayı ve konsept geliştirmeyi Unilever kadar iyi bildiğimi, Arge’nin mükemmel bir ürün ürettiğini, patronun arkamızda olduğunu, eğer kendisinde bir eksik görmüyorsa başarabileceğimizi söyledim. Biraz zorlandık ama zamanla ürünü tutundurduk.

    Yazının devamı »

    2 adet yorum var, yazı 682 defa okundu.
     
  • admin 06.07.2011  

    Türkiye’nin İlk Marka İsimlendirme Rehberi: “İsmin Marka Hali” 


    Markam Danışmanlık çalışanlarından Duygu Phillips tarafından kaleme alınan ve Türkiye’de bir ilk olan İsmin Marka Hali, Mediacat Kitapları tarafından yayımlandı. Phillips’in bu özenli çalışması marka isimlendirme tekniklerini ve isim bulma sürecini detaylarıyla açıklıyor, başarılı marka isimlerini ve şaşırtıcı hataları akıcı, esprili ve merak uyandırıcı bir dille okura aktarıyor. Kitap, Türk markalarının dünya markası olma yolunda en önemli adımlarından birine tam destek veriyor.
    Yazının devamı »

    Yorum yok yazı 807 defa okundu.