Güven Borça Kitapları

İşte size hem dünyada bu işin teorisi, pratiği nedir çok iyi bilen, hem de burada bol koli tozu yutmuş bir pazarlamacının akıl, bilgi, tecrübe dolu kitabı. Şakacı uslubu, su gibi akan dili de cabası. "Think global, act local" diyorlar ya, işte böyle yapılır. Helal olsun Güven Borça

Serdar Erener, Y&R/Reklamevi


Güven Borça, markanın nasıl yaratılacağını, bu topraklardaki uygulamalardan ve yargılardan yola çıkarak bilimsel verilerin ışığında gözler önüne seriyor. Üstelik, zor ve karmaşık olarak bilinen böylesi bir konuyu yalın, işlek ve çoşkulu bir dille açıklayarak.

Borça, Marka yaratmanın önemini ve gerekliliğini, pazarlama ve iletişim dünyasının gerçeklerini dikkate olarak öylesine çarpıcı ve örneklerle açıklıyorkı, konuyu anlamamak, anlayıp da markaya yaratmak için kolları sıvayıp harekete geçmemek neredeyse olanaksız.

Bu değerli çalışmanın pazarlama ve iletişim profesyonellerinin yanısıra bu alanlara kendilerini hazırlayan öğrencilere de yararlı olacağına inanıyorum.

Prof. Dr. Haluk Gürgen, Anadolu Üniversitesi

Atilla Dorsay` ın seksenlerde seks ve arabesk furyasını takiben ortaya çıkmaya başlayan düzeyli Türk filmlerini eleştirirken sık sık tekrarladığı bir söz vardı; " Evet, filmlerimiz özellikle teknik açıdan hala çok yetersiz, ama biz kendi filmlerimizi değerlendirirken Hollywood ile kıyaslamayız. Biraz daha olumlu bakmalı, torpil yapmalı ve insanları gitmeye teşvik etmeliyiz ki gelişme sağlansın". Aynen o şekilde düşünüyor ve özellikle genç reklamcıları teşvik için hep olumlu yönünden bakmaya çalışıyorum. Tüm bunlara rağmen hala biraz "sert" kalıyorsam bu benim değil, piyasanın sorunudur.

Güven Borça

Bu kitap ülkemiz pazarlama profesyonellerinin işe bakışını derinden etkiler ve hatta Türk şirketlerinin iş yapış biçimini ciddi şekilde değiştirirse kimse şaşırmasın. Çünkü o iddia, özveri ve cesaretle yazıldı ve paylaşıma sunuldu.

Güven Borça

Bu kitapçıkta hangi sorulara cevap bulacaksınız:

* Camiamızdaki entellektüel birikimi sosyeteye yönelik "hoş" işler yapmak yerine kitlesel markalar yaratma yönüne kanalize etmek daha mı hayırlı olur?

* Böyle bir şeyin fizibilitesi var mıdır?

* "Ayağa düşmeden" kitleselleşmek ne kadar ince bir çizgidir?

* Biz reklamcılar, pazarlamacılar o insanları, yani geniş kitleleri tanıyor muyuz? Daha iyi nasıl anlarız?

* Peki bu memlekette siyasetçiler halkını anlıyor mu, bunun için çaba gösteriyor mu?

* Yurdum eliti; memuru, iş adamı, iletişimcisi halkıyla artık barışsa, kendimizi aşağılamayı bırakıp ortak hedeflere kilitlensek kim tutar bizi?

Bu eserde kullanılan fotoğraflar, 1998-2002 yılları arasında Süreyya Yılmaz Dernek ve Ergün Turan tarafından İstanbul`un 16 farklı semtinde çekilmiş çalışmalardan alınmıştır. Ayrıca bu çalışmalar BİZ adında fotoğraf albümü olarak piyasada yayınlanmıştır.