Yazılar  

  • Güven Borça 14.11.2011  

    Geldi Borun Pazarı 

    Mustafa Koç başbakana yerli otomobil markasının güçlüklerini samimiyetle aktardıktan sonra konu bir anda küllendi sanki. Akabinde Sanayi Bakanı bor yakıtlı TUBITAK otosuyla bir tur attı. Bakalım yerli oto maceramız bundan sonra nasıl gelişecek?

    Hemen belirteyim ki bu topraklardan çıkacak dünya markalarını iş ve misyon edinmiş ve bu uğurda rahat kariyeri bırakıp on seneden fazladır kaplanlarla boğuşan bendeniz için yerli otomotiv markası bu işi seçim sonrası zafer sarhoşluğuyla gündeme getirip sonrasında hemen unutmaya hazır zevattan çok daha önemlidir. Biz bu işi uzun süredir tartışıyoruz ve tartışmaya devam edeceğiz. 2008 Automotivist kongresinde panel moderatörü olarak Mehmet Buldurgan ve Ömer Burhanoğlu ile 1200 kişinin önünde tartıştığım konu da bu idi, Uzel markalı traktörün global pazarlama projesini yürüten de biziz. Bu işin gerçek takipçileriyiz yani.
    Ve samimi olarak söylediğimiz de şudur; Bugün çok iyi bir tasarım ile kaliteli bir orta sınıf Türk otomobili üretebilirsiniz. Ancak bunu Toyota ölçeğinde ve maliyetinde sürekli olarak yapıp satamazsınız. Bu araçları onlarca ülkede dağıtacak satış, servis ve yedek parça ağını kuramazsınız. Kurarsınız da, verimli olmaz. Üstelik her müşterinin talebine göre onlarca varyant üretip üç senede bir model yenilemek var. Olacak iş değil. Üst sınıf otomobil daha da zor. Doğru dürüst bir parfüm markamız yok, lüks otoya görgümüz hiç yetmez. Türkiye’nin yapabileceği, yapması gereken; TEMSA gibi otobüs ve ağır vasıtada, Uzel gibi traktörde, Karsan gibi hafif ticari araçlarda dünya piyasasına saldırmaktır. Yani önceliğimiz otomobil değil otomotiv olmalıdır. Bu ayın Forbes dergisinde ilginç niş projeler mevcut.
    Öte yandan otomobilde de bor yakıtı, elektrikli araçlar gibi yeni projeler var. Elektrikli araçların daha vakti var. Bor konusunda ise kafalar karışık. Yıllardır bir sürü şey okuyoruz ancak yürüyen bir otomobil görmek heyecanımızı artırdı. Şu an ne kadar ticari bilmiyorum ama Toyota/Hyundai ölçeğinde orta sınıf otomobil üretmeye çalışmak yerine binek araçlarda geleceğe oynamak ve yeni teknolojileri geliştiren olmak bana daha doğru geliyor. Bir de soyadımın BOR ile başlaması bir samimiyet yaratıyor olabilir

    1 Yorum yazı 427 defa okundu.
     
  • Güven Borça 11.10.2011  

    Otomobil Markamız Olmaz ama Alt-Markamız Olabilir 

    Devrim otomobilleri projesinde ısrar edilseydi bugün küresel rekabet gücüne sahip bir markamız olur muydu bilmiyorum. Şahsen pek ihtimal vermiyorum. Başlarda ısrar edilse bile muhtemelen arada bir yerde havlu atardık. Elli sene bizim memlekette uzun bir süre. Yine de Arçelik gibi küresel şirketler çıkarabilmiş bir ülke, çok istese bunu da başarabilirdi.
    Peki bugün gelinen noktada tamamen bağımsız bir yerli otomobil markası çıkarma ihtimali var mı? Yok. Tabii ki birileri kafaya koyarsa çok hoş bir tasarıma sahip kaliteli bir otomobil üretir. Ancak arkası gelmez çünkü günümüzde sürdürülebilir ticaret için gereken ölçek çok büyüdü.

    Yazının devamı »

    1 Yorum yazı 530 defa okundu.
     
  • Belgin Usanmaz 06.10.2011  

    SÜRDÜRÜLEBİLİR MARKA ŞEHİR:İZMİR 

    Siemens sponsorluğunda, Capital ve Ekonomist dergileri ile GfK Türkiye tarafından düzenlenen “Sürdürülebilir Marka Şehirler Geleceğe Hazırlanıyor” toplantısı, 4 Ekim’de İzmir Swissotel Grand Efes’de gerçekleştirildi. “Sürdürülebilir Marka Şehir: İzmir” toplantısı, başta İzmir Valisi Sayın Mustafa Cahit Kıraç ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu olmak üzere şehrin kamu, sanayi ve ticaret dünyasından önemli isimlerini bir araya getirdi.

    Yazının devamı »

    Yorum yok yazı 395 defa okundu.
     
  • Güven Borça 08.09.2011  

    Oyun Kurmak 


    Üç sene önce Anadolu’lu orta boy bir gıda üreticisi müşterim için yepyeni bir konsept ve ürün geliştirdik. Kültürümüzde benzeri olan bir yiyeceği daha sağlıklı ve daha lezzetli bir formda pazara sunacağız. Tüketicinin bu haliyle bilmediği yeni ürünü anlatmak ve tutundurmak için ciddi bir pazarlama çabası gerekiyordu. Planımızı satış ekibine sunduktan sonra biri kalkıp “Güven hocam, bizim sektörde bu tür işleri Unilever, Danone filan yapar” dedi ve bizim çapımızın buna yetmeyeceğini ima etti. Ben de ona pazarlamayı ve konsept geliştirmeyi Unilever kadar iyi bildiğimi, Arge’nin mükemmel bir ürün ürettiğini, patronun arkamızda olduğunu, eğer kendisinde bir eksik görmüyorsa başarabileceğimizi söyledim. Biraz zorlandık ama zamanla ürünü tutundurduk.

    Yazının devamı »

    2 adet yorum var, yazı 682 defa okundu.
     
  • Ardan Ergüven 07.09.2011  

    Reklam ve Yaratıcılık 

    İstanbul Deniz Otobüsleri’nde ücretsiz olarak dağıtılan Sealife dergisinin Ağustos 2011 sayısında karşılaştığımız bir ilan yaratıcılık kavramının reklamdaki yerini bir kez daha sorgulamamıza neden oluyor.

    İnegöl Mobilya Sanayicileri Derneği (İMOS) tarafından verilen ilanda İnegöl Mobilyası’nın tanıtımı ve markalaştırılması amaçlanmış. İlk bakışta birbiriyle yarışan iki başlık dikkat çekiyor; sol sayfada İnegöl’de üretildiğini düşündüğümüz çeşitli mobilya fotoğraflarının üzerinde “100 yıldır mobilya üretiyoruz, uzmanlığımızı dünya ile paylaşıyoruz…” başlığını görürken, sağ sayfada bir başka başlık olarak “İnegöl Mobilyası” ifadesini ve hemen altında İnegöl Mobilyası ile ilgili özellikleri okuyoruz. Bu özellikler ağırlıklı olarak İnegöl Mobilyası’nın üretildiği fabrikaların üretim alanı, teknolojisi, çalışanları, konumu, ihracatı ve satış yerlerinin hacmi gibi bilgilerden oluşuyor.

    Yazının devamı »

    1 Yorum yazı 536 defa okundu.
     
  • Serhan Ok 03.08.2011  

    Türk Futbolunun Marka Değeri Tepe Taklak 

    Türk Futbolunda Yaşanan Şike Soruşturması

    Süper Lig’deki birçok takımın adının karıştığı şike soruşturması tam anlamıyla bir kriz örneği. Bu tip durumlarda şüphe bile yeterli. Spor kulüplerinin, ligin kendisinin ve bu bağlamda kişilerin adlarının şikeyle birlikte anılması bile insanların algısında büyük bir olumsuzluk yarattı. Zira insanlar her konuda olduğu gibi meseleyi genel hatlarıyla ve genelde medyada yansıdığı ölçüde zihinlerine ekerler. Türk futbolu, Süper Lig ve bu bağlamda Türk futboluyla ilişkili her marka az ya da çok zarar görmüştür ve zarar görmeye de devam etmektedir.

    Yazının devamı »

    Yorum yok yazı 487 defa okundu.
     
  • admin 06.07.2011  

    Türkiye’nin İlk Marka İsimlendirme Rehberi: “İsmin Marka Hali” 


    Markam Danışmanlık çalışanlarından Duygu Phillips tarafından kaleme alınan ve Türkiye’de bir ilk olan İsmin Marka Hali, Mediacat Kitapları tarafından yayımlandı. Phillips’in bu özenli çalışması marka isimlendirme tekniklerini ve isim bulma sürecini detaylarıyla açıklıyor, başarılı marka isimlerini ve şaşırtıcı hataları akıcı, esprili ve merak uyandırıcı bir dille okura aktarıyor. Kitap, Türk markalarının dünya markası olma yolunda en önemli adımlarından birine tam destek veriyor.
    Yazının devamı »

    Yorum yok yazı 807 defa okundu.
     
  • admin 20.06.2011  

    Markam 10 Yaşında! 

    2001 yılında “bu topraklardan dünya markaları çıkar” diyen Güven Borça’nın önderliğinde kurulan Türkiye’nin ilk marka danışmanlık şirketi Markam Danışmanlık 10. yılını, eski/yeni müşteri ve çalışanları ile sektörden pazarlama profesyonellerinin katıldığı keyifli bir organizasyonla kutladı.


    Türkiye’de ve dünyada güçlü markalar yaratmak ve markalarına değer katmak isteyen firmalara on yıldır pazarlama ve marka iletişimi danışmanlığı veren Markam Danışmanlık bugüne kadar 100’den fazla markaya değer kattı.
    17 Haziran’da, Markam Danışmanlık’ın on yıllık başarısını kutlamak için bir araya gelen eski/yeni müşteri ve çalışanlar ile sektörden pazarlama profesyonelleri, Markam’ın Kozyatağı ofisinde keyifli dakikalar yaşadı. Şirket kurucusu Güven Borça’nın açılış konuşmasıyla başlayan gece, danışan firma yöneticilerinin, Markam ekibine teşekkür konuşmalarıyla devam etti. Şirket çalışanlarınca hazırlanan videolar konuklara keyifli anlar yaşattı.

    Marka yaratmanın uzun soluklu ve inanç gerektiren bir iş olduğuna ve bu uğurda Markam Danışmanlık’a inanan tüm müşterilerine teşekkür eden Güven Borça, “işimiz çok, yolumuz uzun, daha çok Türk markasını dünya arenasına taşıyacağız” dedi.
    Çok uluslu şirketlerde on yıl süren profesyonel hayatını 1996 sonunda noktalayarak birikimini Türk markalarının hizmetine sunan Güven Borça dört yıl tek başına çalıştıktan sonra 2001 yılında Markam’ı kurdu. Türkiye’de Marka Danışmanlığı fikrinin dahi olmadığı bu dönemde, yetişmiş Marka Danışmanı olmadığı için tüm ekibini kendi yetiştirdi. Bugün, Markam’da yetişen 5-10 yıl deneyimli danışmanlar bu topraklardan çıkacak dünya markalarının en büyük güvencesi. Gecenin mesajı “İlk on yıl bir okul gibiydik, ikinci on yılda ülkenin kaderini etkileyecek dev projelere imza atacağız” oldu.

    Yorum yok yazı 608 defa okundu.
     
  • Serhan Ok 06.06.2011  

    Siyasi Partilerin Vaat Sorunu 

    Selamlar,
    Seçimler yaklaşıyor. Biliyorsunuz ki siyasi partiler sadece vaat satar. İktidardaki partinin muhalefet partilerinden farkı geçmişte yaptıklarını işaret edip gelecek vaatlerini daha gerçekçi kılmaktır. Marka vaadi dediğimiz şeyin belki de üründen en bağımsız, “sek vaat” halini burada görürüz. Size hiç bir ürün vermeden sizin satın alma kararını vermeniz isteniyor ve işin kötüsü satın alım işleminin iadesi de mümkün değil. Geçen seçimlere göre nispeten farklı bir seçim izliyoruz. Televizyon reklamları çoğunlukla başarılı ve etkileyici. Ancak muhalefetler yine pazarlama, marka, hedef kitle, marka vaadi meselesinde sınıfta kalıyorlar. Keşke Obama gibi muhalifler olsa da şöyle yaratıcılık dolu kıran kırana bir seçim izlesek (Seks kasetleri yerine).

    Yazının devamı »

    1 Yorum yazı 501 defa okundu.
     
  • Güven Borça 11.05.2011  

    Lisanslamada Doğru Formül Bulundu; Ajda Pekkan for Twist 

    Bir markacı olarak yıllardır lisanslamanın memlekette ne zaman doğru uygulanacağını merak ediyor, yapılan zayıf işleri buruk bir heyecanla izliyorum. Bazı müşterilerimize önerilerimiz de oldu ancak hiç kabul görmedi. Başarısız örnekleri gösterdiler. Biz de her zamanki misyoner sabrımızla onların işi yanlış yaptığını, ürünün üzerine artiz resmi yapıştırmanın lisanslama olmadığını anlattık. Yazının devamı »

    2 adet yorum var, yazı 818 defa okundu.